Cuma, Eylül 18, 2015

Bir Yeni Yıl Yazısı





Bir Yeni Yıl Yazısı

Günay Güner

Her gelen yıl öncekini aratsa da yeni bir yıl her zaman umut demektir. Duyguları, anlam sağlığını onarmak için bir olanak saymak yanlış olmaz.
Hızla dönen bir gezegenin üzerinde, devasa bir boşluktayız. Dünya adlı bu gezegene tutunmuşuz. Her ne değin savrulmuyor görünsek de savruluyoruz.
Yeryüzü bilinçli insan için katlanılmaz bir yere dönüştü. Dinginlik yalnızca bilgisizliktedir. Dinginlik mi mutsuzluk mu? Dünyanın azınlığı binyıllardır seçimini mutsuzluktan yana yapıyor.
Onarılan, yanlışlanan yanları olmasına karşın eskimeyen bilgi alanlarından biri Sigmund Freud’un tinbilim kuramıdır. Karmaşık olduğu değin anlaşılırdır: İnsan arzularına yine ancak insanca yol ve yöntemlerle sınırlar getirilebilir. Bu uygarlaşmadır. Anlamsızca, sınırsızca baskılanan arzular tinsel sağlıksızlığın, giderek sağalmaz sorunların başat nedenidir.
Özgürlük sunuyor süsü verilmiş çağımız gerçekte insan duyarlılığını, arzuları, yetenekleri acımasızca bastıran bir çağ. Hiçbir tarihsel dönemde kitleler bu değin içi boş, kof olgular için yönlendirilmedi. Değer adına insanlığın önüne bu değin erdemsizlik hiçbir dönemde konulmadı.
Büyük anlatılar, jiletle kazındı. Tüketim toplumu yaratıldı. Çılgınca tüketirsen mutlusun, “özgürsün”. Bir zamanlar Maslow’un gereksinim aşamaları diye bilinen düşünce yürütme yöntemi vardı. Şimdi tersyüz oldu bu anlamlı yaklaşım. Harcama başat gereksinimlerden başlamıyor artık. Dayatılan mallardan başlıyor. Aç kalmak pahasına bile olsa…
Yeryüzü ölçeğinde sınıf dayanışması geçmişte de pek yoktu. Çok ender gözlenirdi. Var olduğu sanılırdı. Bugün hiç yok. En erdemli, en “iyi yürekli”, toplumcu, insancı, emekçi (kullanan kalmadı ama eski söyleyişle proleter)… batılı bir kişi kendini doğuluyla eşit görmüyor, göremiyor. Algıları buna elverişli değil. Çok eleştireldir ama kendi toprağına, halkına, ulusuna asla.
Kargı, kılıç, kan devri kapandı sanırken çocuğuyla, kadınıyla, yaşlısıyla milyonlarca insan işgal edilen yurtlarında öldürülüyor. Bu kıyımlara karşı yeni bir Russell Mahkemesini, düşünürlerin, ozanların, yazarların, romancıların, ressamların, yontucuların, sinemacıların toplandığını, ses getiren bir çıkışla yayılmacılığın önüne set çektiklerini duydunuz mu?
Dünya küçük köy oldu, yaklaşımını bilirsiniz. Yayılmacılığın küçük köyü. Bu köyde aydının bilinci yok olmuşsa, yüreği nasır bağlamışsa tuz kokmuş demektir. Ört ki ölem…
Biliyorum pek kara bir yeni yıl yazısı oldu. Vallahi ben istemedim. Mürekkep böyle akıp gitti.
En değerli umut umutsuzlukta gizlidir. Ne mi yapmalı? Eğer yukarıda çok azı sayılabilmiş kötülüklere son vermek, evet son vermek istiyorsanız yeni yıldan tezi yok değilseniz bir örgüte (dille, yazınla, çevreyle, siyasayla, emekle; bu kapsamla ilgili anlamlı, yurtsever hangi birliktelik olursa oldun ayırmaya gerek yok)  üye olun. Oraya düzenli akçalı ve düşünlü katkınızı sürdürün. İsteklerinizi, tepkilerinizi mektupla (günümüzde elmek diye bir kolaylık var), ortak usla, anında ortaya koyun, gereken noktaya ulaştırın. Bir kişiden ne çıkar demeyin.
Bakın o zaman iyi yıllar, her defasında bir öncekinden mutlu yıllar başlayacak.
Tersi durumda duyarlı azınlık kurbanlık olmayı, büyük çoğunluk ise “gözleriyle” izlemeyi sürdürecek.
Yine de siz sevgili dostlarımın, okurlarımın yeni yıllarını kutluyorum, esenlik diliyorum.

 28 Aralık 2011


Hiç yorum yok: