Bir Yeni Yıl Yazısı
Günay Güner
Her gelen yıl öncekini aratsa da yeni bir yıl her zaman umut demektir.
Duyguları, anlam sağlığını onarmak için bir olanak saymak yanlış olmaz.
Hızla dönen bir gezegenin üzerinde, devasa bir boşluktayız. Dünya adlı bu
gezegene tutunmuşuz. Her ne değin savrulmuyor görünsek de savruluyoruz.
Yeryüzü bilinçli insan için katlanılmaz bir yere dönüştü. Dinginlik
yalnızca bilgisizliktedir. Dinginlik mi mutsuzluk mu? Dünyanın azınlığı
binyıllardır seçimini mutsuzluktan yana yapıyor.
Onarılan, yanlışlanan yanları olmasına karşın eskimeyen bilgi
alanlarından biri Sigmund Freud’un tinbilim kuramıdır. Karmaşık olduğu değin
anlaşılırdır: İnsan arzularına yine ancak insanca yol ve yöntemlerle sınırlar
getirilebilir. Bu uygarlaşmadır. Anlamsızca, sınırsızca baskılanan arzular
tinsel sağlıksızlığın, giderek sağalmaz sorunların başat nedenidir.
Özgürlük sunuyor süsü verilmiş çağımız gerçekte insan duyarlılığını,
arzuları, yetenekleri acımasızca bastıran bir çağ. Hiçbir tarihsel dönemde kitleler
bu değin içi boş, kof olgular için yönlendirilmedi. Değer adına insanlığın
önüne bu değin erdemsizlik hiçbir dönemde konulmadı.
Büyük anlatılar, jiletle kazındı. Tüketim toplumu yaratıldı. Çılgınca
tüketirsen mutlusun, “özgürsün”. Bir zamanlar Maslow’un gereksinim aşamaları
diye bilinen düşünce yürütme yöntemi vardı. Şimdi tersyüz oldu bu anlamlı
yaklaşım. Harcama başat gereksinimlerden başlamıyor artık. Dayatılan mallardan
başlıyor. Aç kalmak pahasına bile olsa…
Yeryüzü ölçeğinde sınıf dayanışması geçmişte de pek yoktu. Çok ender
gözlenirdi. Var olduğu sanılırdı. Bugün hiç yok. En erdemli, en “iyi yürekli”,
toplumcu, insancı, emekçi (kullanan kalmadı ama eski söyleyişle proleter)…
batılı bir kişi kendini doğuluyla eşit görmüyor, göremiyor. Algıları buna
elverişli değil. Çok eleştireldir ama kendi toprağına, halkına, ulusuna asla.
Kargı, kılıç, kan devri kapandı sanırken çocuğuyla, kadınıyla, yaşlısıyla
milyonlarca insan işgal edilen yurtlarında öldürülüyor. Bu kıyımlara karşı yeni
bir Russell Mahkemesini, düşünürlerin, ozanların, yazarların, romancıların,
ressamların, yontucuların, sinemacıların toplandığını, ses getiren bir çıkışla
yayılmacılığın önüne set çektiklerini duydunuz mu?
Dünya küçük köy oldu, yaklaşımını bilirsiniz. Yayılmacılığın küçük köyü.
Bu köyde aydının bilinci yok olmuşsa, yüreği nasır bağlamışsa tuz kokmuş
demektir. Ört ki ölem…
Biliyorum pek kara bir yeni yıl yazısı oldu. Vallahi ben istemedim.
Mürekkep böyle akıp gitti.
En değerli umut umutsuzlukta gizlidir. Ne mi yapmalı? Eğer yukarıda çok
azı sayılabilmiş kötülüklere son vermek, evet son vermek istiyorsanız yeni
yıldan tezi yok değilseniz bir örgüte (dille, yazınla, çevreyle, siyasayla,
emekle; bu kapsamla ilgili anlamlı, yurtsever hangi birliktelik olursa oldun
ayırmaya gerek yok) üye olun. Oraya
düzenli akçalı ve düşünlü katkınızı sürdürün. İsteklerinizi, tepkilerinizi
mektupla (günümüzde elmek diye bir kolaylık var), ortak usla, anında ortaya
koyun, gereken noktaya ulaştırın. Bir kişiden ne çıkar demeyin.
Bakın o zaman iyi yıllar, her defasında bir öncekinden mutlu yıllar
başlayacak.
Tersi durumda duyarlı azınlık kurbanlık olmayı, büyük çoğunluk ise
“gözleriyle” izlemeyi sürdürecek.
Yine de siz sevgili dostlarımın, okurlarımın yeni yıllarını kutluyorum,
esenlik diliyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder