Cuma, Eylül 18, 2015

Osmanlıca “Tepeden İnmeciliği”



Günay Güner
Osmanlıca “Tepeden İnmeciliği”
Harbi Gazete’de köşe komşum, değerli Yazar İhsan Kutlu “Osmanlıca, Türkçe, Dil ve Kültür” başlıklı yazısında Osmanlıca üzerinden Türkçeye saldırıyı çok ayrıntılı, örneklerle açıklamış. Bilincine sağlık.
Gerçekten de bu Hacı Şakir partisi yönetimi, seçmeni o güzelim cumhuriyet kurtuluş-kuruluş dönemini, gerçekdışı senaryoları gereğince, tepeden inmecilikle suçlamazlar mıydı? “Vesayet” sözcüğünü Türkçeyle uyumsuz sesletimleriyle haykırıp durmazlar mıydı? Binlerce ağacı keserken, imar değişiklikleri ve her yolla vurgun vururken, her okulu imam hatip yapma amacı ardında her yolu denerken halka sormadılar; “tepeden indiler”. Osmanlıca dersinin yaygınlaştırılması ve diğer sözde eğitim şurası kararları konusunda da halka sormadılar; “tepeden indiler”. Tıpkı ağalarının köy enstitülerini, ulus okullarını kapattıkları gibi. Onlar da ışıl ışıl enstitüleri kapatırken halka sormadılar.
Dayatma tekilci anlayışsızlığın doğasındadır. Bu kesim dayatmasız var olamaz.
Bu nedenledir ki onyıllardır kendilerine “entelektüel” süsü vermeye çalıştılarsa da başaramadılar. Sorun “doğa” sorunu.
Osmanlıcaya dönecek olursak, “aynı kesim” yine onyıllarca “yaşayan Türkçe” yaygarasıyla halkı kandırmaya çabaladı. Hem de bunu dipdiri Türkçeye saldırırken kullandı. Bakalım o bayıldıkları Osmanlıca yaşamış mı?
·         Osmanlıca, başta Arapça, Farsça olmak üzere ona yakın dilden tutam tutam katmalarla oluşturulan yapay “yazışma” dilidir.
·         Osmanlıca, Yunus Emre’nin, Kazak Abdal’ın, Pir Sultan Abdal’ın, Dadaloğlu’nun, Karacaoğlan’ın, destanların, halk öykülerinin, türkülerin… güzel Türkçesini, bugün bile aracısız, sözlüksüz anlaşılan Türkçesini aşağılamak için oluşturulmuş yazışma dilidir.
·         Osmanlıca hiçbir zaman konuşma dili, sözlü ekin dili olmamıştır. Örneğin İstanbul halkı Doğu Roma sonrası tarihi boyunca Türkçe konuşmuştur.
·         Bu nedenle Osmanlıcayla oluşturulan yazın ürünleri de ete kemiğe bürünememiş, canlılık, yaşarlık kazanamamış, “naylon” kalmıştır.
·         “Osmanlıca yazılan bir yazıyı katibine sorsanız ne yazdığını söyleyemez”, “Sözlüğe bakmadan ben de anlayamıyorum” yakınmaları günümüze Osmanlı günlerinden ulaşmıştır. Bunları söyleyenler, yazanlar dönemin dürüst aydınlarıdır, yazarlarıdır.
·         Osmanlıcanın abecesi Türkçe abece değildir, Arap abecesidir.
·         Osmanlıcanın dayandığı Arap abecesi Türk ulusu için sıradan bir abece olmayıp, bir bölümü yukarıda açıklanan nedenlerle olumsuz tarihsel içeriği ve yükü olan bir abecedir.
·         Gelişmiş, uygar ülkeler kuyruklu yıldıza araç, robot işlik indirecek aşamaya ölü dillere dönmeye çalışarak, rahip okullarını çoğaltarak, tüm okullarını rahip okulu yapmaya çalışarak ulaşmadılar. Kuyruklu yıldıza araç indiremiyorsan gerisi boştur. Çekiver kuyruğunu gitsin!
Sanırım bu kadarı şimdilik yeterli. Osmanlıca yaşayan bir dil mi ölü bir dil mi sanırım yanıtlanmıştır.

    22 Aralık 2014








Hiç yorum yok: